Beslenme terapisi, çocukların yemek yeme sürecinde karşılaştıkları çeşitli zorlukları aşmalarına yardımcı olmayı hedefleyen, ergoterapi çatısı altında sunulan özel bir yaklaşımdır. Bu terapi, sadece yiyecekleri yemeyi değil, aynı zamanda yemeğin tüm duyusal, motor ve ve davranışsal yönlerini ele alır.
Beslenme Terapisine Kimler İhtiyaç Duyar?
- Seçici Yeme : Çok kısıtlı sayıda yiyeceği tüketme, belirli renk, doku veya kokuya sahip yiyecekleri reddetme.
- Yutma veya Çiğneme Güçlükleri: Yiyecekleri ağızda tutma, çiğneme veya yutma sırasında zorlanma, öksürme veya boğulma tehlikesi yaşama.
- Duyusal Hassasiyetler: Yiyeceklerin dokusuna, kokusuna veya tadına karşı aşırı duyarlı olma ve bu nedenle yemekleri reddetme.
- Yemek Zamanı Stresi: Yemek masasında sürekli gerginlik, ağlama veya öfke nöbetleri yaşama.
- Yeterli Kilo Alamama: Yetersiz beslenme nedeniyle büyüme ve gelişme geriliği yaşama.
- Beslenme Tüpüne Bağımlılık: Tüple beslenmeden oral beslenmeye geçişte destek ihtiyacı.
- Gelişimsel Farklılıklar: Otizm spektrum bozukluğu, serebral palsi gibi durumları olan çocuklarda beslenme sorunları.
Ergoterapistler Beslenme Terapisinde Neler Yapar?
- Detaylı Değerlendirme: Çocuğun beslenme geçmişi, yeme davranışları, motor becerileri (ağız motor becerileri dahil), duyusal profili ve yemek ortamı detaylı bir şekilde değerlendirilir.
- Duyusal Yaklaşım: Yiyeceklerin farklı duyusal özelliklerini (dokular, kokular, renkler, tatlar) keşfetmeleri için çocuklara güvenli ve oyun temelli ortamlar sunulur. Çocukların yeni yiyeceklere dokunması, koklaması ve tolerans geliştirmesi hedeflenir.
- Ağız Motor Becerileri Gelişimi: Çiğneme, yutma ve emme gibi ağız kaslarının güçlenmesi ve koordinasyonunun artırılması için özel egzersizler ve oyunlar kullanılır.
- Davranışsal Stratejiler: Yemek zamanlarında yaşanan olumsuz davranışları yönetmek ve pozitif yeme alışkanlıkları oluşturmak için ebeveynlere rehberlik edilir.
- Çevre Düzenlemesi: Yemek yeme ortamının çocuğun rahat ve güvende hissedeceği şekilde düzenlenmesi konusunda öneriler sunulur.
- Oyun Temelli Yaklaşım: Terapi, çocukların doğal öğrenme ortamı olan oyun aracılığıyla yürütülür. Yiyeceklerle oynamak, onlarla etkileşim kurmak ve onları keşfetmek, yemek yemeyi daha az korkutucu hale getirir.
Beslenme Zorlukları Beslenme Bozukluğuna Dönüşürse Ne Yapmalı?
Çocukların yemek seçmesi veya belirli dönemlerde iştahlarının azalması normal gelişim süreçlerinin bir parçası olabilir. Ancak, bu zorluklar çocuğun büyüme ve gelişimini olumsuz etkileyecek, sosyal yaşamını kısıtlayacak ve aile içinde sürekli strese yol açacak kadar şiddetlenirse, bir beslenme bozukluğu riski ortaya çıkar. Bir ergoterapist olarak, bu ince çizgiyi anlamak ve ailelere doğru zamanda müdahale etmeleri için rehberlik etmek önemlidir.
Beslenme Bozukluğu Şüphesi Varsa İzlenmesi Gereken Adımlar
1. Tıbbi Değerlendirme Alın
Öncelikle bir Çocuk Doktoru veya Pediatrik Gastroenterolog ile görüşülmelidir. Fiziksel bir sağlık sorununun (reflü, alerji, sindirim problemi) beslenme sorununa yol açıp açmadığı belirlenmelidir.
2. Profesyonel Ergoterapi Desteği Alın
Uzman bir Ergoterapist veya Beslenme Terapisti ile iletişime geçilmelidir. Ergoterapist, çocuğun beslenme bozukluğuna yol açan temel duyusal, motor ve davranışsal engelleri değerlendirebilir ve özel bir Floortime/Beslenme Terapi programı tasarlayabilir. Bu program şunları içerecektir:
- Duyusal Maruziyet: Yiyeceklere dokunma, koklama gibi aşamalı yaklaşımlar.
- Ağız Motor Becerileri: Çiğneme ve yutma becerilerini geliştirecek egzersizler.
- Pozitif Davranış Yönetimi: Yemek zamanlarını bir savaş alanı olmaktan çıkarıp, pozitif etkileşim alanına dönüştürmek.
3. Ev Ortamını Destekleyici Hale Getirin
Terapi seanslarında öğrenilenleri evde uygulamak esastır. Ebeveynler:
- Yemek zamanlarını baskıdan uzak tutmalı.
- Yiyecekler hakkında olumsuz yorum yapmaktan kaçınmalı.
- Yemekleri bir ödül veya ceza aracı olarak kullanmamalı.
- Yeni yiyecekleri tekrar tekrar ve stressiz bir şekilde sunmalıdır.
Beslenme bozuklukları, duyusal işlemleme, motor beceriler veya yoğun kaygı gibi altta yatan karmaşık faktörlerin sonucudur.




